January 2010
18 posts
tüm dünya okullarında çocuklara matematik, fizik, edebiyat yerine miyazaki...
– Ekşi Sözlük, qfwfq adlı kullanıcının entry’si.
Yusuf Atılgan‘ın Aylak Adam‘da bulmuş olduğu dünyayı kurtarma yoluyla beraber hemen uygulansın!
Hani elektronik müzik yapanların kliplerinde dura dura, takıla takıla dans etmeleri var ya. (Hande Yener, Lady Gaga falan…)
Televizyonda gördüğümde sanki Youtube’tan video izlemek istiyormuşum ama tam dolmadan açmışım bu yüzden takılıyormuş gibi hissediyorum.
Delirium (Hezeyan)
Ebedilerin en küçüğü ve en değişkeni. Daha önceleri Delight...
– Tori Amos’un şarkılarını pek sevmesem de kendisini çok severim. An itibariyle kendisini kıskanmak için bir nedenim daha oldu.
Çok kötü bir dizi izleyicisi oldum son yıllarda. Televizyonda düzenli olarak verilmiyorsa, ben düzenli olarak izleyemiyorsam, indirip de sırayla izleyemiyorum artık hiçbir diziyi. Arada bir online olarak izleye izleye bir de evde CNBC-e’de kırk yılda bir denk gelirsem izleyerek güzelim The Big Bang Theory’i piç ettim, arka arkaya tüm bölümleri sabaha kadar izleyip gülmekten altıma...
Saat sabaha karşı dörde on varken bloğunun temasını değiştirmeye çalışan bir kızım.
Bloğunun temasını son zamanlarda çok sık değiştirecek kadar kararsız bir kızım ayrıca.
Bu temayla birlikte hayatımda biraz istikrarlı olabilmem dileğiyle.
Dün gece rüyamda hiç değmeyecek çok salakça bir şey için hüngür hüngür ağladım. Uyandığımda bunun için mi ağladım rüyamda diye hayıflandım resmen.
Bir de asla arkadaş olmak istemeyeceğim biriyle arkadaş olduğumuzu gördüm rüyamda.
Ayh.
Bir kere touchpad’e alıştıktan sonra mouse’a, mouse’a alıştıktan sonra touchpad’e alışana kadar yaşadığım şapşallıklardan film olur.
Keşke tüm amacı güzel görünmek olan keko kızlardan olsaydım. Düz. Net… Ne dert olurdu ne tasa ya. Hayat çok kolay olurdu gibi geldi bir an ama düşündüm de o topuklu çizme gibi bot gibi şeylerin içinde de yürüyemezdim, saçlarıma postiş için o kadar para da veremezdim. Yok ya yine iyi böyle, kaşlar bir karış olmuş, manga çevirip İzmir’e döndüğümde yeni ders programına nasıl adapte olurum...
Tüm klavyecilerin suyuna biraz vefasızlık katılmıştır. Haha.
Enda demişti ki, “Bak komedi mangası bu ilk çevireceğin manga, karaktere kendinden bir şeyler katabilirsin, nasıl bir argo kullanmak istiyorsan öyle konuşturabilirsin…”
Çok özür dilerim, çevirdiğim Sket Dance’te fark etmeden resmen kendi konuşma stilimi kullanıyorum şu an, çevirdiğim ilk mangamda ilk başrol karakterimi kendim gibi konuşturuyorum fark etmeden,...
Bana hep Ersin Karabulut’la Doğu Yücel aynı kişilermiş gibi geliyor. Neden bilmem.
Mr. Darcy sendromu/kakalak ilişkisi
Mathilde Tahon: Geçmiş zamanda geçen romanlarda aslında kakakterler birbirlerine benziyor az çok ya, özellikle erkek olanları.
Sweet Leaf: Ya evet evet hakkaten öyle, doğru diyorsun!
Mathilde Tahon: Ya bu arada kakakter ne ya.
Sweet Leaf: Ahaha anladım en azından, allahtan kakakter, kakalak falan yazmadın sonuçta.
Mathilde Tahon: Ahahaha kakalak!
Sweet Leaf: "Geçmiş zamanda geçen romanlarda aslında kakalaklar birbirlerine çok benziyorlar."
Sweet Leaf: "ÖZELLİKLE ERKEK OLANLARI."
Grotesk adlı bir kitap okuyorum. Japon bir yazarın romanı, çok güzel, çok beğendim. Ama her karakterin ya fahişe ya da pezevenk olması artık çok tahmin edilebilir olmaya başladı.
Anladım, herkes fahişe, herkes pezevenk tamam.
Bir arkadaşımın Facebook hesabında profil resmini göremiyorum. O açık mavi fondaki Facebook adamcığı çıkıyor anasayfamda bu kız her bir etkinlik yaptığında. Sanırım gizlilik ayarlarını kurcalarken limitli arkadaşlarına da profil fotoğrafının gösterilmemesini seçti ve sanırım ben de limitli profildeyim. Bunu fark ettiğimden beri kıza karşı duyduğum hisler değişmedi çünkü zaten pek bir his...
Öhhö öhhö →
Tabi takip etmek isterseniz şöyle bir bloğum da var halihazırda.
Tumblog
Bazen Twitter çok kısa geliyor. Blogger’da da takipçilerin canını çıkarıyormuşum gibi geliyor bir günde iki yazı yazınca.
Öyle yani.
Merhaba.